Overblog Suivre ce blog
Editer la page Administration Créer mon blog
/ / /

         Çocukluğunuzda okuduğunuz, hatta içinde yazılanları uygulamaya çalıştığınız davranış ya da mankenlik kılavuzu kitaplarının önerdiği şeyleri İstanbul’da bir yerden bir yere giderken uygulamanız neredeyse olanaksızdır.

 

beaute-orientale-talons.jpg
        
Üzerinde yürüdüğünüz kaldırımlar kuşkusuz son dört yılda birkaç kez yeniden yapılmıştır. Kum zemin üzerine kötü yerleştirilmiş kaldırım taşları beklenmedik düzey farklılıkları oluşturmuştur. Saçaklardaki olukların açık uçları geçici olarak bir kontrplakla kapatılmış ama rüzgâr onu yerinden oynatmıştır. O da size düştüm düşeceğim edasıyla yukarılardan göz kırpmaktadır. Ya da daha evvel bir direk veya panonun asılı olduğu demir kaide tam olarak kesilmediğinden yerde kalan demirden uçlar ayakkabınızın takılması için kaldırımın tam ortasına durmaktadır. Doğal gaz borusunun onarımı bitmiştir ama yoldaki çukurlar hâlâ durmaktadır.


Zigzag

        
Ufka bakacağıma yere bakarak yürürüm olur biter diye düşünüyorsanız tamamen yanılıyorsunuz. Çünkü bu, kuvvetli bir rüzgârın pencere kenarından uçurduğu ve yere düşerken başınızı sıyırıp geçen içi toprak dolu saksıyı hesaba katmamak olur; saksı birinci katın camlarını kırar ve kırık cam parçaları giyotin gibi üzerinize düşer. Tıpkı soğuk günler saçaklarda oluşan buz parçacıkları dam derelerinden aşağı sarkıp ayaklarınızın ucuna düştüğü gibi. Ufka ve göğe bakarak yürümekte yetmez.

         Çünkü karşılaştığınızda sırt çantalarıyla size çarpan bir grup öğrenciyi, bir omuz darbesiyle size yön değiştirten bir dizi pardösülü kadınları, camekânlı arabasını bir savaş zırhlısı gibi kullanan simitçiyi ya da kollarında taşıdığı kartondan piramitler nedeniyle görüşü engellenmiş büyük alış veriş merkezlerinin mallarını teslim eden görevlileri unutmak olur. 

         Şimdi bana ne yapmalıyım diye mi soruyorsunuz?
         “İstanbullu gibi yürüyün” diyorum, yani: bir yere, bir önünüze, bir havaya bakın, sonra yeniden aynı şeyleri yapın.

         Mahallemin kadınlarının on santimetre yükseklikte topuklu ayakkabılarla yürüdüğünü gördüğümde çoğu zaman şaşkınlık içinde kalıyorum.


soulier du créateur Louboutin

Louboutin Ayakkabısı

 

        Kadın ayakları konusunda titizlikle yapılmış bir araştırmadan sonra size aşırı yüksek topukları kullanma usulünü gizlice açıklayayım. Şoförünüz sizi Citys’in büyük kapısı önüne bırakır, siz alış veriş merkezine imparatoriçe gibi girerken o da aracını on metre ötede iki sıra olmuş arabaların arkasına park eder. Bir saat sonra birazdan çıkacağınızı haber vermek için ona telefon edersiniz, o arabasını acele geri çeker, size arabanın kapısını nezaketle açabilmek için koşar, bu da sizin Grace Kelly gibi arabaya binmenize olanak sağlar. Şimdi bile teyzemin ben küçükken verdiği dersi yeniden duyar gibiyim: “Arabanın yanında dik duracaksın, kapı açılınca önce kıçını arabanın koltuğuna yerleştireceksin, sonra dizlerini sıkı sıkıya birbirine yapıştırıp bacaklarını kaldıracak sonra döndürüp zarif bir biçimde içeri alacaksın, tüm bunları hiç kuşkusuz   dudaklarında bir gülümsemeyle yapacaksın”
         Burada soylu görünümünüzden hiçbir zaman vazgeçmeyeceksiniz.
         Tüm bu kurallara kulak asmazsanız sizin için geriye tek bir çözüm kalıyor. Benim gibi yapmak, etrafı kollayarak yürümek.

 

Gita ilan[1] Mahperi 4

 

Benim kitaplarım : link

Partager cette page

Repost 0
Published by

Présentation

  • : Gisèle Durero-Koseoglu, écrivaine d’Istanbul
  • Gisèle Durero-Koseoglu, écrivaine d’Istanbul
  • : Bienvenue sur le blog de Gisèle, écrivaine vivant à Istanbul. Complément du site www.giseleistanbul.com, ce blog est destiné à faire partager, par des articles, reportages, extraits de romans ou autres types de textes, mon amour de la ville d’Istanbul, de la Turquie ou d'ailleurs...
  • Contact

Gisèle Durero-Koseoglu Blog 1

  • Gisèle Durero-Koseoglu Blog 2
  • La Trilogie d'Istanbul : Fenêtres d’Istanbul, Grimoire d’Istanbul, Secrets d’Istanbul. La Sultane Mahpéri, Mes Istamboulines, Janus Istanbul (avec Erol Köseoglu).
Contributions : Un roman turc de Claude Farrère, Le Jardin fermé, Un Drame à Constantinople...
  • La Trilogie d'Istanbul : Fenêtres d’Istanbul, Grimoire d’Istanbul, Secrets d’Istanbul. La Sultane Mahpéri, Mes Istamboulines, Janus Istanbul (avec Erol Köseoglu). Contributions : Un roman turc de Claude Farrère, Le Jardin fermé, Un Drame à Constantinople...

Livres de Gisèle Durero-Köseoglu

2003 : La Trilogie d’Istanbul I,  Fenêtres d’Istanbul.

2006 : La Trilogie d’Istanbul II, Grimoire d’Istanbul.

2009 : La Trilogie d’Istanbul II, Secrets d’Istanbul.

2004 : La Sultane Mahpéri, Dynasties de Turquie médiévale I.

2010 : Mes Istamboulines, Récits, essais, nouvelles.

2012 : Janus Istanbul, pièce de théâtre musical, livre et CD d’Erol Köseoglu.

2013 : Gisèle Durero-Köseoglu présente un roman turc de Claude Farrère,  L’Homme qui assassina, roman de Farrère et analyse.

2015 : Parution février: Sultane Gurdju Soleil du Lion, Dynasties de Turquie médiévale II.

 

 

 

Recherche

Pages + Türkçe Sayfaları